24 Ekim 2011 Pazartesi

zaman ve ötesi

şişe şişe eter içmek istediğim yalnız ve kedili bir pazar gecesinde yine beraberiz blog. keyifsizim. son günlerde olanlar üzüyor beni. kendimi oyalıyorum, bol bol okuyorum, yazıyorum, yazmaya çalışıyorum, yazdığım cümlelerin abukluğuna bakıp siliyorum.

kitapları okuyorum, kitapçıkları, broşürleri, broşurleri, föyleri, el ilanlarını, mektupları, blogları, twitterı, gazeteleri, dergileri, prostektüsleri, prestektüsleri, prospektüsleri, reçeteleri, peçeteleri.

şişe şişe eter içmek, günlerce uyumak, uyandığımda kendimi japonya'da bulmak istiyorum. bütün meyhaneleri dolaşmak, bütün sarhoşlara sataşmak, avazım çıktığı kadar susmak istiyorum.

ilahi adalet, kan, vahşet, nefret, sevgi, aşk, özlem, gözyaşı.

aşk ve nefret arasında ince olan çizgi.

tanrılar kurban istiyor.

evler yıkılıp, ocaklar sönüyor. birileri ağızlarından köpükler saça saça "adalet yerini buldu" diyor.

kana kan. dişe diş. göze göz.

duruyorum, bakıyorum, susuyorum. konuşmak istiyorum, sazlıklardan havalanan ördek gibi çıkıyor sesim. konuşamıyorum.

öyle bir hapşırıyorum ki akciğerlerim sarsılıyor.

öyle bir seviyorum ki boğazım düğümleniyor.

güneş gözlerimi yaşartıyor.

rüzgar saçlarımı dağıtıyor.

saçlarım durmadan uzuyor.

öyle bir geçer zaman ki geçmek bilmiyor.

fok balıklarından bile yalnız olduğumu kabul etmek sinirimi bozuyorç

hatıralar hayal oluyor diyor dario.

olmasın, hatıralar hayal olmasın dario.

2 yorum:

mustafasoydan dedi ki...

hayat bu kadar cekilmez degil yada en azndan bosverecek kadar degersiz olmamalı...tesekküründen sonra twitterda merak edip bloguna daldım..

sevgiler

edie finnerty dedi ki...

kesinlikle öyle. ama ne yazık ki böyle düşünen pek çok az.