4 Temmuz 2010 Pazar

heyvanlar alemi


Hayvanları severim, ayılarla iyi anlaşır, öküzlere taparım, hele hele goriller taş tacımdır!

Evet güzel blog, hayvanları seviyorum, öyle ki, kendini kaplan sanan bir kedim var, canı istediği zaman mırlayan, canı istediğinde tırmalayan, ısıran bir kediyle aynı yastığa baş koyuyorum. Tabi korka korka, gecenin köründe uyku sersemliğiyle mazallah yanlışlıkla bir yere dokun, aman yareppi, yersin cırmığı! Gözüm çıkmadı ya ona dua ediyorum ben, neyse konumuz bu değil!

Konumuz heyvanlar, öyle iyi anlaşıyorum ki heyvanlarla, Şrek'in karısı Fiona gibim şakısam kuşlar patlar sesimin güzelliğinden, bir ortama girsem kediler, kuzular, ceylanlar takılır peşime. Sırf onlar mı, ayılar, öküz ve goriller de. Kurbağalar beni öp, beni öp diye sıraya dizilirler önümde. Her öptüğüm kurbağa prense, her taptığım öküzse insana dönüşür beni terk ettikçe. Öyle böyle değil içimdeki heyvan sevgisi anlayacağınız. Mesela yengeçler, bayılırım, öyle tatlılar ki, hepsini bir sepete koyup saklamak istiyorum! Sonra oğlaklar, o küçük şirin boynuzlarından tutup sevesim geliyor. Ya balıklar, aman yareppim ne şeker şeyler o balıklar. Hastasıyım hepsinin!

Ama en çok öküzlerin ve ayıların!

Onlarla çok iyi anlaşıyorum çünkü!

Gene bir öküzle tanıştım ben, postunu çıkarmış, insan kılığına bürünmüş, sevimli mi sevimli bir öküz. Yengeç kırması! Böyle iki hafta kadar önce bebe adımlarıyla, yampiri yampiri yanaştı yanıma, sevdim, aman ne de tatlısın be sen dedim, dediğim anda cıs! Kıskaçlarını batırdı gitti. Ben de tabi anlamlandırmaya çalışırken buldum gene kendimi!

Küçükken plajda bir midye bulmuştum, acayip güzel, oha şuna bak nidalarıyla anneme gösterirken annem dikkat et evladım yengeç çıkabilir demesine kalmadan, o sevimli yengeç bebesi o güzelim midyeden çıkıp kıskaçlarını göstermişti bana. Bak hiç unutmam o günü, yazarken bile yaşadım bak gene! Aman aman diye denize atmıştım güzelim midyeyi, mundar olmuştu, bi daha da onun gibi güzel midye bulamadım. O zamandan ders almalıymışım aslında yengeçlerden ama unutuyoruz işte!

Gün geçmiyor ki ayılara dayı diyoruz, öküzlere prim veriyoruz! Kendi adıma konuşuciim, ben öküzlere tapıyorum, her ortamda itina ile bir öküz çekerim. Bırakın beni insanların arasına ben giderim bulurum, dedim ya paratonerim diye! Öyle ki artık metin yazarlığından istifa edip veteriner olmayı düşünüyorum! Madem öküzlerle ve ayılarla bu kadar içli dışlıyım en iyisi veteriner olup gerçek büyük başlarla uğraşırım, para da kazanırım, ekmeğimi onlar sayesinde kazanıyorum derim.

Evet, bunu düşünüyorum blog!

4 yorum:

French Oje dedi ki...

yengeçleri öküzleri ayıları toplayıp çöpe atalım ediecim, denize de diil.. yansınlar halkalı çöplüğünde.

edie finnerty dedi ki...

beyaz önlüğümü aldım, kasap da olabilirim veteriner de! haa deli gömleği niyetine de giyebilirim :D hepimiz kardeşiz şarkısı eşliğinde iki yana sallanarak dolanabilirim frenchcim :D

Cadi dedi ki...

Çok güldüm.
Bir tek veteriner deyince hep aklıma before the rain deki sahne geliyor. ineğin doğurması.
korkunç.

edie finnerty dedi ki...

ben de gülüyorum valla cadım :) aklıma geldikçe gülüyorum, zira elimden gülmekten başka bişey gelmiyor, he bir de yazıyorum işte hehe :D hala seyretmedim before the rain'i. izledikten sonra yorumumu yaparım sana :)