22 Nisan 2011 Cuma

mesaj kaygısı

"honey i'm home!"

mevsimlerden yaz, günlerden çok sıcak. bunaldığım, arada bir sigara içme bahanesi ile kaytardım acansdan çıkıyorum. eve gidip duş alıp biraz tv, biraz kitap sonra uyku. hayatım bunun ekseninde, bana güzel.

bir mesaj geliyor, ilahi bir mesaj.

cips şapkalı adamların olduğu, dolmanın sevilmediği bir mesaj.

şimdi böyle yazdım ya, anlamadın aslında. anlatınca komik değil ama aslında çok komik gibi.

onun gibi bir şey.

insan ölürken film şeridi gibi geçermiş hayatı gözünün önünden. ben en çok bunu merak ediyorum. ölen birine sormak istiyorum mesela, gerçekten de geçti mi diye. ama sonra cevap veremez ki diye üzülüp susuyorum.

insan bazen üzülür, bazen heyecanlanır. ben mesela heyecanlanırım çok sık. ellerim terler, avuçlarım. boğazım kurur sonra. sesim çıkmaz bir de bazen. ben bazen üzülürüm de. ama en çok bazı şeyler aklıma geldiği zaman üzülürüm.

mesela bugün bir kitap okudum, bir şarkı dinledim. üzüldüm, hüzünlendim. dedim ya oluyor zaman zaman diye. ama merak etme geçer.

mevsimlerden yaz, günlerden en sıcak gün. elf gitmiş, acans sıkıcı, müştem tepemde. föy diye bir şey var bu hayatta bilir misin? bilmezsin tabi, nereden bileceksin sen föyü. ama o föyü ben yazdım işte. hem de defalarca. yazdım sildim, sildim yazdım. en sonunda yaptım, oldu.
ben föy yazıyordum, bir şarkı çalıyordu. ne diyordu şarkıda, bir fırtına tuttu bizi.

sonra çıktım işten, beşiktaş'ta yürüdüm biraz, bir oje aldım kendime. turuncu, cart turuncu. motora bindim, ojeyi sürdüm, insanlar bana baktı. bir şarkı vardı dilimde. bir sigara yakmak istedim ama yakalanırım diye korktum. ben korkarım zaten. denize baktım, turuncu ojelerime bir de. sonra eve geldim, annem biber dolması yapmıştı.

bugünlerde ben sessizim. ama yine bir şarkım var dilimde. sabah akşam söyleyip duruyorum.

mevsimlerden bahar, günlerden en yağmurlu gün. telefona bakıp duruyorum. eski günler geliyor aklıma, korkuyorum, korktukça yatağın altına dolaba saklanmak istiyorum. ama yapamıyorum, çünkü ne olacaksa olsun diyorum.

insan bazen hayran olduğu birini görür, tanışır, konuşur. ben mesela gittim sevin okyay'a onu çok sevdiğimi, harry potter'ı çevirdiği için bir kez daha sevdiğimi söyledim. adımı sordu, gülümsedi. el salladım arkasından. sonra da onu gördüm. çakmak istedim, yokmuş. sonra içerde gördüm. buldu beni. o beni buldu. ben onu buldum. birbirimizi bulduk.

güneşli bir gün vaadetti bana. olur dedim, moda'da dondurma yemeyi teklif ettim. kabul etti, elimi öptü. elleri sıcacıktı. gülüşü de çok güzel.

mevsimlerden bahar, günlerden en saçma gün. telefon yanımda. belki arayan olur, ya da mesaj gelir.

gelir mi he sebastian?

2 yorum:

az pişmiş dedi ki...

ooooo edie edie edie... bahar gelemediği gibi seni de senden almış belli.zaten.sıkıldığımda okuyorum seni ve gülüyorum.hadi la bi silkelen,yine lan bilog diye başla gerisi kendiliğinden coşarak gelir

edie finnerty dedi ki...

ben bağladım mala valla :D hikayedeki mal benim aslında da çaktırmıyorum :D