Güzel blogun güzelleri, depresiflerin kraliçesi, pmslerin sultanı, vücud ikliminizin harikası edie kendine geldi! Hayır hayır iş filan bulmadım, sevgili de yapmadım! Heyecan yok! Sakin! Sadece bir iki gündür daha iyiyim, daha da iyi olacağımı düşünüyorum! Neyse!
Dün bildiğiniz gibi, Aşk-ı Memnu'nun finali vardı, finalle ilgili düşüncelerimi, firdoma yapılan şeyleri bi ara yazacağım, o başka bir postun konusu dostum.
Şimdiki konum ise, yalı saçı etkinliği. Minnoş sultan French Ojecim bir mim başlattı, mim de denmez ya, ne diyeyim bilemedim, etkinlik, kaynaşalım, gülelim etkinliği. 24 haziran'da yalı saçı yapılıyordu, etkinliğin ana kuralı yalı saçı yapıp foto çekmekti. Yalı saçı nedir diyenlere saç arkadan toplanıp, yandan lüleler ya da düz perçemler halinde bırakılmasıdır. Bakınız Bihter ve bakınız Firdom.
Yalı saçımı ve firdo cunyırlığımı ve diğer taklımları görmek isteyenleri şöyle alayım;
http://frenchoje.blogspot.com/2010/06/yal-sac-fotolar-geldiii.html
sen hangisisin, hani nerde senin firdoluğun diyenlere, 5 numero benim!
26 Haziran 2010 Cumartesi
25 Haziran 2010 Cuma
M.J
Geçen yıl bu zamanlarda saçma bir işte çalışıp, kendimi camdan aşağı atmayı planlıyordum. Etraf karanlıktı, hava sıcaktı, onca bekleyişten sonra terkedilmiştim, işimden memnun değildim ve karşıma çıkan en iyi fırsatlardan birini geri çevirmek zorunda kalmıştım. Söylene söylene gidiyordum işe, ağlıyordum. Kendime gelmem gerektiğini biliyordum ama bir türlü yapamıyordum.
25 Haziran günü hava sıcaktı, sabah ofise geldiğimde eserikli iş arkadaşım Smooth Criminal'ı açmış bağıra çağıra eşlik ediyordu şarkıya, anlam verememiştim, sıcaktandır diye mutfağa girmiştim. Çayımı koydum, sigaramı yaktım ve acı haberi öğrendim. Çocukluk kahramanımız ölmüştü, MJ yani. Smooth Criminal da bir nevi helva niyetine çalınıyordu ofisde.
Aradan bir sene geçti, bir sürü şey oldu. Bana her gün birbirinin aynısı gibi gelirken aslında dikkatli bakınca farklı olduğunu anladım günlerin.
Bugün Mj'in ölüm yıl dönümü, şimdi geriye dönüp bakıyorum ve şaşırıyorum. Geçen yıl da dediğim şeyi diyorum sonra kendime, herkes gidecek, bu dünya kimseye kalmıyor edie.
24 Haziran 2010 Perşembe
for joely!
22 Haziran 2010 Salı
house'dan yalnızlık üzerine
"I like being alone. At least i convince myself that i'm better off that way. And then i met someone at a psychiatric hospital, of all places. Ahe changed me and then she left.
We're better off alone. we suffer alone, we die alone. Doesn't matter if you're a model husband or father of the year. Tomorrow will be the same for you."
Her şeye bir cevabı olan, alaycılıkta sınır tanımayan, ukalalığı ile kök söktürüp, uyuzluğu ile yaka silktiren manipülatif ama bir o kadar da yetenekli doktorumuz Gregory House, 6. sezounun 16. bölümünde yalnızlık üzerine ettiği bu laflarla kalbimde bir kez daha taht kurdu. Bir insanın yalnızlığa sığınması, kendini kandırması sanırım daha güzel anlatılamazdı.
21 Haziran 2010 Pazartesi
ben her sezon yaprak dökerim!
Her aile bir ağaçtır diyen yaprak dökümü her sezon yapraklarını döke dursun ben saçlarımı kedim tüylerini dökmeye başladı, ağaçta dökecek yaprak kalmadı hala döküyor yapraklarını. Ne ağaçmış arkadaş, döke döke yaprak kalmadı.
Reşat Nuri Güntekin'in ölümsüz eserinden beyaz cama uyarlanan, ekran başında insanları yeri geldiğinde gözyaşlarına boğan, yeri geldiğinde sinir krizine sokan Yaprak Dökümü, romanın bittiği yerden devam ediyor.
Edebiyat dersinde hepimiz roman özetleri okumuşuzdur, Yaprak Dökümünü, Aşk-ı Memnu'yu, Dudaktan Kalbe'yi hepimiz biliyoruzdur, nasıl başlar nerede biter, kişiler kimdir, sonu nasıldır. Lamia'nın hepsini terk ettiğini, Bihter'in öldüğünü, Ali Rıza Efendi'nin ailesinin dağıldığını, bir araya toplayamadığını hepimiz biliriz. Ama sanırım senaristler bilmiyor olacak ki, aile dağıldığı yerden toplanıyor toplandığı yerden dağılıp dallanıp budaklanıyor. Normalde 3 sezon, en fazla 4 sezonda bitmesi gereken dizi gereksiz yere uzuyor, yapraklarla birlikte izleyici saçlarını döküyor.
Yaşadığı her felakette oh buna da şükür daha kötüsü de olabilirdi diyen Tekin ailesi ben de sinir krizlerine neden oluyor.
Ali Rıza Bey: Bunu kabul edemem, şunu kabul edemem, kızlar kaçtı kocaya, oğlun aldı cadalozun tekini, karın dırdırcı, oğlunun karısı evinize incir ağacı dikti, oğlun düştü hapislere, sen hala bunu yapamam, şunu edemem. Kendine gel Ali Rıza, bak kızın almış sana kitapçı, tuhafiyeci negzel daha ne olsun!
Hayriye Hanım: Ben sana ne diyeyim be kadın. Dır dır dır kafamı yedin! Sen yap et, sonra aman bubangil duymasın, aman bubangil görmesin! Bi de oh buna da şükür demen yok mu, sinir oluyorum o an işte sana.
Fikret: Az biraz canlan be kadın! Ruhumu yedin, ömrünü bitirdin! Hep bir ölü sesi, hep bir buğulu ton! Evlendin barklandın, çoluk çocuğa karıştın, o kadar atraksiyonun içindesin hala sakin düz bir ses!
Şevket: Sen var ya Şevket, su katılmamış bir salaksın, kabul et bunu. O evlendiğin kadın neydi, nereden buldun lan onu, Darth Vader'ın küçülmüş, cep numunesi versiyonu mübarek.
Leyla: Pembe paltoyu tekrar giy sen boşver bakma onlara! Senin o cadı kardeşin var ya, yemediği halt kalmadı, sen otur salaklığına yan, bak babanla gayet güzel arası, sen hala kaçak kuçak giriyorsun eve.
Nejla: Ah be kadın, sana ne desem boş! Ablanın kocasıyla kaç, sonra başkasıyla evlen, o da ölsün şirket sana kalsın, sonra yeni bir zengin cillop! Oh bu ne yaman hayat! Hayat sana güzel be Nejla! Valla güzel!
Ayşe: Hele sen garibim, kalmışsın manyaklar arasında, ne yapsan haklısın, ne desen doğru! Onca manyağın arasında senin normal olman şaşılacak şey çünkü. Bir de anan olacak o cadı sana arada çemkiriyor ya, o an sana sempatim artıyor. Sen iyisi mi okumana bak, üniversiteyi de İstanbul dışı yaz, daha da gelme o eve.
Ferhunde: Seni allah bildiği gibi yapsın e mi çirkin kadın! Çemçük ağızlı diye bir tabir var ya seni gördükten sonra çıkmıştır eminim. Darth Vader olmak istiyorsun ama olamazsın!
Nehir Hanım: Ben bu kadının adını bir türlü anlayamadım, dizi 5. sezona girdi, arada denk geliyorum, karakter tahlili yapacak kadar bilgim var ama bu kadının adını hala anlayabilmiş değilim, Nehir mi Neyir mi Meyir mi? Nedir senin adın? Doğru telafuz edin şunu be! Neyse, isim konusunu bir kenara bırakalım, sen değişik bi tipsin, az dedikoducu değilsin ama he!
Nehir Hanım'ın Kızı: Adını bilmediğim bir karakter daha. Şevket'e aşık olduğun için sen de salaksın! Kalktın gittin İtalya'ya da kendine geldin, gözüme girdin. Bir de buldun orda cillop oğlanı, tamamdır.
Uzun lafın kısası, Yaprak Dökümü 10 sezon da oynar gibime geliyor. 5. sezondalar zaten, ha gayret!
gugılda baktım ben neymişim!
Güzel blogun güzelleri, şu gugıl aramalarına bayılıyorum. Kim ne demiş, ne istemiş, ne aramış, ne demek istemiş, ne diyememiş bloga gelmiş çıkıyor ya hani, heh işte ona bayılıyorum. Şimdi lafı uzatmadan, dallandırıp budaklandırmadan ne aramışlarda gelmişler ona geçiyoruz.
-herkese hakettiği kadar değer vereceksin: buna takmışlar kafayı, her gün bunu arıyorlar. arayıp gelenler valla hakettiği kadar değer en iyi, zaten daha önce de yazmıştım bloga "hakettiği kadar değer herkese" diye.
-sex and the city i am woman şarkısı: samantha, carrie, miranda ve charlotte söyledi filmde evet, karaoke sahnesinde söylediler. şarkının orijinali Helen Reddy'e 1972 yılında Grammy kazandırdı.
-hilmi önal: aşk-ı memnu'nun muhteşem karakteri hilmi önal, pısırık nihat'ın babası, feridun'la diğer veledin de dedesi. Hilmi Önal, hepiniz hilmi önal kimmiş öğreneceksiniz repliğiyle ünlü. Hilmi Önal'ı canlandıran Recep Bey (soyadını bilmiyorum) aynı zamanda albüm çıkardı. O gitarlı pozu benim de sinirimi bozuyor evet.
-zack condon kim: Beirut'un her şeyi. Çok severim kendisini.
-rezzan kiraz bugünkü burçlar: Hangi gün? Ne zaman? Günden kastınız? Rezzan Kiraz'ı boşver zaytung'un burç yorumları şahane. Birebir tutuyor, onu okuyun siz.
-gülüşüne kurban: Canımsın! Valla herkes hasta gülüşüme :)
- ikizler kadını terk edince geri döner mi: Hayatta dönmez! İşi olmaz! Kimbilir ne yaptın da arıyorsun gugılda!
-yengeç erkeği aslan kadını: İyice burç sitesi oldu blog, en iyisi burç yorumları yaptığım bir site yapayım. Yengeç erkeği dedin mi kaç ayrıca! Çok şirindir ama eyvah yani. Gerçi yine yeni bir yengeçim var, bakalım nolucak.
-27 yaşında mezun olmak: Valla ben mezun olduğumda 24'düm belki de 25. Hatırlamıyorum bile, önemli değil ya, bak 90 yaşında okuyan nineler var. Boşver takılma yaşa sen.
-27 yaş krizi: Mühim konu, ben 25 yaşındaykene bir girdim, daha da çıkamadım.
-babamla konuşmuyorum: Ben de bir ay konuşmamıştım, sonra aradım, eşeklik ettim baba dedim, anlaştık, barıştık. Hatta en son road trip yaptık valla, bak ara konuş. İletişim önemli.
Güzel blogun güzelleri, bunlar bu ay gelenler, geldikçe yazarım artık :)
-herkese hakettiği kadar değer vereceksin: buna takmışlar kafayı, her gün bunu arıyorlar. arayıp gelenler valla hakettiği kadar değer en iyi, zaten daha önce de yazmıştım bloga "hakettiği kadar değer herkese" diye.
-sex and the city i am woman şarkısı: samantha, carrie, miranda ve charlotte söyledi filmde evet, karaoke sahnesinde söylediler. şarkının orijinali Helen Reddy'e 1972 yılında Grammy kazandırdı.
-hilmi önal: aşk-ı memnu'nun muhteşem karakteri hilmi önal, pısırık nihat'ın babası, feridun'la diğer veledin de dedesi. Hilmi Önal, hepiniz hilmi önal kimmiş öğreneceksiniz repliğiyle ünlü. Hilmi Önal'ı canlandıran Recep Bey (soyadını bilmiyorum) aynı zamanda albüm çıkardı. O gitarlı pozu benim de sinirimi bozuyor evet.
-zack condon kim: Beirut'un her şeyi. Çok severim kendisini.
-rezzan kiraz bugünkü burçlar: Hangi gün? Ne zaman? Günden kastınız? Rezzan Kiraz'ı boşver zaytung'un burç yorumları şahane. Birebir tutuyor, onu okuyun siz.
-gülüşüne kurban: Canımsın! Valla herkes hasta gülüşüme :)
- ikizler kadını terk edince geri döner mi: Hayatta dönmez! İşi olmaz! Kimbilir ne yaptın da arıyorsun gugılda!
-yengeç erkeği aslan kadını: İyice burç sitesi oldu blog, en iyisi burç yorumları yaptığım bir site yapayım. Yengeç erkeği dedin mi kaç ayrıca! Çok şirindir ama eyvah yani. Gerçi yine yeni bir yengeçim var, bakalım nolucak.
-27 yaşında mezun olmak: Valla ben mezun olduğumda 24'düm belki de 25. Hatırlamıyorum bile, önemli değil ya, bak 90 yaşında okuyan nineler var. Boşver takılma yaşa sen.
-27 yaş krizi: Mühim konu, ben 25 yaşındaykene bir girdim, daha da çıkamadım.
-babamla konuşmuyorum: Ben de bir ay konuşmamıştım, sonra aradım, eşeklik ettim baba dedim, anlaştık, barıştık. Hatta en son road trip yaptık valla, bak ara konuş. İletişim önemli.
Güzel blogun güzelleri, bunlar bu ay gelenler, geldikçe yazarım artık :)
17 Haziran 2010 Perşembe
trendy blog awards
Güzel blogun güzelleri, oldukça mendebur olduğum şu günde sevgili kurtlu kitap beni trendy blog awards'a layık görmüş. Pek mutlu, pek bir sevindirik oldum, kendisine buradan teşekkür ederim, yanaklarından öperim :)
Efenim ödül geleneği olarak ben de bloglarına ziyarette bulunduğum, blog yazarı canlarıma veriyorum bu ödülü.
Sevgili kurtlu kitabında blogunda dediği gibi bu ödülü paylaşacağım arkadaşlarımın da yapması gereken bir kaç küçük şey var :)
- Blogunuzda ödülle ilgili bir yazı yazmak. Size ödülü verene teşekkür etmek :)
- Yazınızda ödülün logosunu yayınlamak ( Trendy Treehouse URL linki ile )
- Yazınızda bu ödüle uygun bulduğunuz 10 blogu yayınlamak
- Ödülü paylaştığınız 10 blogcana, aynı kurallarda kendi seçecekleri 10 blogcana haber vermelerini sağlayacaksınız :)
Yapmanız gereken bir kaç küçük şey bunlar canlarım :)
Ödülü paylaştığım blogcanlar;
- bir dilim sohbet
- çilek turşusu
- binbirinci gece
- the daughter of god and alexandre dumas
- aydan atlayan kedi
- pisikopati
- bir cadının kurgu yaşamı
- french oje
- apollo boy
- agresif pollyanna
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)